Kullanıcı Adı:    Şifre:    
| Şifremi Unuttum
Anasayfa
Özetler
Vitrindekiler
Dergiler
Etkinlikler
Üye Ol
Kitap Okuyalım - Uzun Çarşının Uluları - Özet Detayları
Uzun Çarşının Uluları
Tür: Anı / Hatırat
Yayınevi: Ötüken
Yayın Yeri: İstanbul
Yayın Yılı: 2005
Sayfa Sayısı: 311
ISBN: 9754372047
Dil: Türkçe

Uzun Çarşının Uluları

Yazar: Mitat Enç

"Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç'in "Uzun Çarşının Uluları". Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb'i anlatıyordu ve bir daha hiçbir kalem, Anteb'i Mitat Enç gibi anlatamayacaktı..." (Altıncı Şehir, Ahmet Turan Alkan)

Usta kalem Ahmet Turan Alkan, Altıncı Şehir'in önsözünde "Uzun Çarşının Uluları"na yakıcı göndermeyi böyle yapıyor. Şehir üzerine okumalara müptela birisi olarak bu referansı göz ardı edemezdim, etmedim. Okudum. Seneler önceydi. Bende bıraktığı etkiyi sürekli hissettim. Girdiğim bütün çarşılarda "Uzun Çarşının Uluları"na benzer tipler aradım, gözlemledim. Çocukluk havsalamda muhkem bir yer edinen "Mavi Boncuklu Cemil Baba" ile mezkur eserdeki "İmam Baba" arasındaki benzerlik hayretimi daha bir artırdı. Uzun kış akşamlarından, daha uzun ve alabildiğine sıcak yaz ikindilerine, değişik zaman ve mekanlarda "Uzun Çarşının Uluları"nı elimden düşürmedim. Belki bu yüzdendir hâlâ eski çarşılara, hanlara, tarihi camilere devamım. Tarih bir rüya değil midir!

Gaziantep'ten değil de sanki Kayseri'den, Konya'dan portrelerdi karşımda duranlar. Anadolu'yu bu ve benzeri eserlerle daha iyi tanıyabiliyoruz. Ortak noktalar hemen kendini gösteriyor. Mesela her şehrimizde bir Ulu Camii (Camii Kebir) yok mudur! Kapalı çarşılarımız üç aşağı beş yukarı birbirine benzemez mi! Daracık sokaklarımız, evlerimiz... Sivas'ı yazan Antep'i, Malatya'yı, Yozgat'ı yazmıyor muydu! Özellikle Selçuklu eserleriyle tezyin edilmiş Anadolu mimarisi bir "ayni"lik yumağıdır. Üstad'ın Antep'i de Anteplileri de bu sebeplerle bildik, tanıdık geliyor insana.

Eserde Aktar Musa Efendi, Deli Bekir, Berber Hüseyin gibi "sıradan" insanların hiç de sıradan olmayan hikayeleri anlatılırken öylesine sağlam ve sıcak insani ilişkiler ağı çizilmiş ki o zayıf kişilikler, yaşanan acılar ve yoksulluklar sevimli detaylar olarak kalmış. Arka planda Antep'in ruhu ve o dönemin yani yüzyıl başının bütün güzellikleri var... İnce ayrıntılar ve hoş Antep şivesi ile kapımıza konan bir miras... Nefis ve muhteşem bir miras; Türkçe'nin yüzakı.

Eseri böylesi yaşanır ve muhteşem kılan aslında yazarının bir diğer eseri olan otobiyografisinde gizli. Buyuruyor ki Üstad: "...her gün benzerlerinin yüz binlercesi doğan ve ölen adsız ortalama insan yığını içinde bir damla olduğumu kestirecek kadar gerçekçiyim..." (Bitmeyen Gece - Mitat Enç) Cemil Meriç gibi aynı kaderi paylaşan Mitat Enç, durumunun bilincinde ve gönlünden sızan ışık huzmeleri arasında "gerçeği" olanca çıplaklığı ile yansıtıyor. Gerçeğe katılan ruhu ise bize bir başka Üstad izah ediyor:

"Hayatımızı yöneten ilke, sadece, zeka değildir; zekanın güçlenmişi ve olumsuzluklardan olanca arınmışı akıl, ondan daha güçlüsü gönül ve hepsinden güçlü ruhumuz vardır." (Sezai Karakoç, Edebiyat Yazıları)

Mitat Enç'in hikayelerinde derin bir ruh var. Hikayelerde yaşıyorsun, hissediyorsun, tedirgin oluyorsun, uzanan eli tutuyorsun yahut sen uzatıyorsun elini. Kâh Helvacı Said'in dükkanıyla, burcu burcu taze çörek ve simit kokan kahveci fırınının kepenkleri arasındaki dar boşlukta İmam Baba ile tünüyor kâh Aktar Musa Efendinin eşref saatinde sakosunun cebinden çıkardığı tabakasını, kehribar ağızlığını tutuyorsun. Eşek Kasabı Ali Bayram ile Nizip şosesini kesip geçen patikadan toz bulutu yükselterek geçiyor, Hacı Arap ile sizden yorgunluk kahvesi isteyenleri "Efendi ateş söndü" diye baştan savıyorsun. Hele cadde boyunca baba ocaklarının birer birer yıkılıp o güzelim havuzlu, avlulu evlerin yerine pasaj, apartman diye dağ gibi yapıların dikildiğini görelidenberi Asiye teyzenin çektiği tasayı, yüreğinin içine sanki bir avuç kor atıldığını hissediyorsun ya sen de "Oğul ölenleri nereye gömüyorlar şimdi olam. Yoksa boklu akara atıp kurutuyorlar mı!" diye sormaktan alamıyorsun. Üstad, çılgınca koşturuyor seni. Kelime kelime, cümle cümle, sayfa sayfa... Oturduğun kanepe, koltuk, kenarına iliştiğin masa bir önem arz etmiyor; sen, ulularla hemhalsın gayri...

Kimler yok ki eserde: Hamallar, kaçakçılar, itler, çarşı ağaları, meczuplar, giysileri boz, kafaları taslı Almanlar, şeyhler, diş çakan berberler, kısır kadınlar, salçalar, kurutulan biberler... Sanki haylaz çocuk kümesi yüksekçe bir yere oturmuş ve gördüklerini yazmış. Esere sızan muziplik hep bu çocukların işi olsa gerek.

Edebiyatta, sinemada, tarihte, çizgide kısaca sanatta bize düşen beslendiğimiz kaynakları tespit etmek, ona ulaşmak, onu gün yüzüne çıkarmak ise işte onlardan bir eser karşımızda duruyor. Sanatın bütün dallarını besleyecek bir kaynak. Mümkün olsa da okullarla başlasak bu pâk kaynaklardan yudumlamaya. Edebiyat ve Edebi Metinler isimli derslerde Cemil Meriç, Mitat Enç okutulsa, Sezai Karakoç'tan, İsmet Özel'den şiirler ezberletilse, Nuri Pakdil kürsüsü kurulsa... Mümkün olsa!..

Kadri bilinmemiş bir eser karşındaki ey okur. İçinde "Ne ararsan bulunur derde devadan gayrı".

Ekleyen: Adnan Kürkçü (26.08.2011 - 14:11)

Okuma Listeme Ekle
Bu Kitabı Okudum

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumların tamamını görüntülüyorsunuz.

[ YORUM YAPMAK İÇİN SİTEYE ÜYE OLUN ]

Bu kitap, yüzyılımızın başlarındaki Türk toplumundan canlı kesitler sunmaktadır. Kahramanları esnaf, meczup, yarıcı yahut dul kadın gib, aklınıza gelebilecek her türden ve sıradan insanlardır. Hiç de öyle, saygıdeğer, çarşıdan geçerken, ayağa kalkılan şahsiyetlerden değildirler. Ancak, bu sıradan, hatta biraz çarpık tipler anlatılırken, öylesine sağlam ve sıcak bir insani ilişkiler ağı çizilir ki, o zayıf kişilikler, yaşanan acılar ve yoksulluklar, müthiş bir güzelliğin içindeki sevimli detaylar gibi kalır. Yazarın büyük ustalığı, her hikayeye adını veren tek tek kahramanların arka planına yerleştirdiği bu çerçevededir.

Ahmet Çelik (07.09.2011 - 09:02)